Geleceğe Mutluluk Hediyesi

Biz çok materyale bağlandık dimi? Bazen de soyutlaşmak lazım sanki. Özgürlüğümüz, huzurumuz, geleceğe umutla bakabilme kabiliyetimiz en büyük hediye değil mi? 23 Nisan tam da bunu hissettiren bir bayram.
Şimdi çocuk olmanın getirdiği saflık ve güzellikle geçmişe ve geleceğe bakma kabiliyetim olsun isterdim. Bakış açıları ne önemli. Kadomi’nin fikri o çocuksu yerden geldi. Çocukken utanmazsın ki hediye istemeye. Ne istediğin bellidir: Boya takımları, puzzle’lar, kutu oyunları, o Barbie evi mutlaka alınacaktır. Aklında bir bisiklet varsa o bisiklet alınana kadar aileni darlarsın. Karne hediyesi zamanı gelince ne isteyeceğin bellidir. Aylarca planlarsın isteyeceğin hediyeyi. İçin kıpır kıpır olur. İşte o saf kıpırtıyı kaybetmemek lazım.
Tabii ben çocukken 90’larda ve 2000’lerin başında en önemli isteklerden biri de CD’ydi.. Biraz da alternatif müzik seven bir çocuksan -benim gibi- o CD’ler Türkiye’de pek bulunmazdı. Ah ne kadar beklerdik biri Amerika ve Avrupa’dan istediğim CD’yi getirsin diye. Şimdi rahat tabii, online tek tık. O bir şeye ulaşmanın verdiği hazla 3 hafta aralıksız aynı CD dinlenirdi. Ne saf, ne doğal değil mi?
Teyzelerim sık giderdi yurtdışına. Bana hep en güzel çocuk kıyafetleri, en havalı oyuncaklar gelirdi. Hepsinin beni ben yapmasındaki payı çok büyüktür. O hiç unutmadığım couture ayılı jean’im, Annemlerin bana Amerika’dayken aldığı GameBoy’um ve Pokemon Yellow (herhalde 8 kere falan bitirdim). Bazı hediyeler iz bırakıyor işte. Bizi biz yapıyor.
Bana dev peluş bir ayı hediye gelmişti ben 8-9 yaşındayken. Hiç unutmam onu. Sonra benden daha çok istiyor diye o zamanki en yakın arkadaşımla takas etmiştim. Ben de sevmiştim onu ama sevdiğin için fedakarlık yapmak bazen daha değerlidir. Tabii biraz yaşım büyüdüğünde de depo kalkmış o oyuncak setlerini benden küçük olan aile dostumuzun çocuğuna verdiğimde, nasıl gözlerinin parladığını da hiç unutamam. Artık oyuncaklar o kadar uzun yıllar dayanmıyor herhalde. Her şey daha hızlı eskiyor.
Yeğenim ilk doğduğunda ablama sık sık sordum ne istersin diye? Bizde öyledir biraz. Sorulur. İhtiyacı olmayan bir şey alacağıma nokta atışı hediye almayı her zaman tercih ederim. İhtiyaçlar çok spesifik ve sıkıcıydı: müslin bez, çorap, tırnak makası. Hemen seçtim online olarak sipariş ettim. O işlemi yaptığım e-ticaret sitesine de ablamın numarasını - adresini falan girmiştim. Ertesi gün bir mağaza sahibi ablamı aramış ve “Sizin çocuğunuz erkek mi kız mı” diye sormuş. Bunun sebebi çoraptan 2 mavi 2 pembe seçmemiz. Ablam uzun süre anlam verememiş tabii. Cinsiyetlerin üzerine yıkılan klişelere o da en az benim kadar uzaktır.
Kız çocuk - erkek çocuk hediye ayrımına oldum olası sinir olurum zaten. Ben de akülü araba kullanmak istiyordum. Kuzenlerimin Need For Speed oynadığı direksiyon sisteminden ben de istiyordum bilgisayarıma bağlamak. Tamam pembeyi severim ama illa pembe olmak zorunda değil. Ayrıca pembeyi kız olduğum için değil, güzel olduğu için seviyorum ne var sanki! Ben niye oyuncak tren hediyesinden mahrum kaldım ki sırf cinsiyetimden dolayı. Neyse 2020’lerde artık bunlar biraz aşılıyor sanırım.
Çocukların kalıplara sokulmadığı, istedikleri oyuncakla özgürce oynayabildiği o güvenli dünyayı onlara sunabilmek aslında 23 Nisan'ın ve Atatürk'ün bize verdiği en büyük mesaj demek isterim. Gündem gergin ve üzücü. Hiç girmek istemiyorum. Sadece bugün bu bayramın sadece bir kutlama değil, geleceğe umutla bakma ve çocukların haklarını koruma sorumluluğu olduğunu unutmamamız lazım. Sevdiklerimizi her fırsatta mutlu etmenin yollarını bulmamız lazım. Çocuklarımıza iyi olmanın değerini her gün öğretmemiz lazım. Ve tabii imkanımız dahilinde o güzellikleri şahane hediyelerle de şımartmamız lazım. Mutlu Bayramlar ❤️
-Eylül