Gizemli bir not

Yıllarca dergicilik yapmış biri olarak en iyi deneyimlediğim şey zamanı önceden yaşamaktı. Bir nevi geleceğe dönüş! O zamanlar dergileri tek tuşla matbaaya geçtiğimiz zamanların epey bir öncesi… Dört renk CMYK film alma, Scitex sırasına girme, ozalit bekleme ve kontrol günleri. Pacmen kadar nostaljik geldi şimdi!
İster moda dergisi olsun ister ekonomi, ister yemek ister anne bebek! Dergicilikte içeriğin kontrolü her zaman mevsimler ve özel günlerdedir. Kasım’da Yılbaşı’nı, ocak ayında Sevgililer Günü’nü yaşarsınız. Nisan’da Anneler Günü kutlanmış ve bitmiştir. Aylık dergi rutininde içerikte yer alacak çekimler için en az bir ay öncesinden hummalı bir çalışma başlar çünkü. Sizi bir ilham dünyasına sürükleyen yaşam tarzı dergilerinin tümü ‘hediye’ sayfaları ile başlar. Çoğu zaman dekupedir bu sayfalar. Çizmeden pijamaya, gece elbisesinden makyaj malzemesine, çamaşır sepetinden biberona ne ararsanız vardır bu sayfalarda. Yıllar önce bir ekonomi dergisine Harley Davidson kemer tokaları çekimi yapmıştık mesela. İş adamı, Harley Davidson ve kemer eşleşmesi yaratıcı bir fikir gibi gelmiş olmalı… Yine ürünlerin tek tek toplanıp stüdyo ortamında çekildiği günler.
E ticaret siteleri, online pazar yerleri yok hayatımızda. Biz kendimizce kategorize ediyoruz ürünleri ve trendleri. Bir nevi çevrimiçi mağaza gibi çalışıyoruz. Kategorize etmek, ürün seçmek, başlık atmak… Ne kadar da kilit işler aslında. Şimdi tek bir tuşla tüm Harley kreasyonunu görebiliriz o ayrı. İnsanoğlunun en büyük becerisi de bu değil mi adaptasyon yeteneği. O zamanların ilk influencerları olarak bizler de zamanımıza kolayca ve hemen adapte olduk.
Zamanın ruhuna aykırı kalmamak için çevremizde çoğalan seslere kulak kabarttık hepimiz. Instagram’a girdik. Tiktok’u yükledik. Youtube ve podcast yayıncılığına başladık. Ses odalarında sohbet ettik,Spotify’da listelerimizi derledik. Baskı teknolojisi bütünüyle dijitalleşti. Sonra yapay zeka ile tanıştık. Ama iç seslerimizdenvazgeçmedik ve bizi biz yapan alışkanlıklarımızı eski analog telefonlarımız gibi rafa kaldırmadık. Bütün bu çok sesliliğe, hıza ve kopuşa rağmen sağlıklı iletişimi seçtik.
Üzerinden on yıllar geçmesine rağmen hala parlak kuşe kağıda basılı moda ve dekorasyon dergileri var ve hala açılışlarını o çok tanıdık ‘dekupe’, rengarenk hediye sayfaları ile yapıyorlar. İster bir sneaker olsun isterse Dior bir elbise. Bize sunulmaya ya da pazarlanmaya çalışılan her şeyin bir hikayesi var. ‘Üzerimize ne giydiğimiz önemsiz bir detay gibi görünüyor. Ama kıyafetlerin bizi sıcak tutmaktan daha önemli görevleri olduğuna inanıyorum. Kıyafetler dünyaya bakışımızı ve dünyanın bize bakışını değiştiriyor.’ diyor Virginia Woolf 1925 yılında yazdığı Mrs Dalloway adlı romanında. Bu edebi referansın en az ne söylediği kadar ne zaman söylendiği de çok anlamlı. Bazılarımız için önemsiz bir detay ya da çoğu zaman bir formalite gibi görünse de ben de hediyelerin daha önemli görevleri olduğunu düşünüyorum. Beni heyecanlandırıyorlar, umut saçıyorlar. Düşünsenize; hala bir yerlerde birileri dünyayı ısıtacak bir iyimserlikle size aldığı hediyeye gizemli bir not iliştiriyor olabilir.